22 Ağustos 2011 Pazartesi

ne alakası var?

Abicim, adamın biri kızın tekini şort giyip ayaklarını uzattı diye tartaklayıp aşağılıyor, millet de dincilerin car car bağırması olarak, "din özgürlüğünün" yarattığı baskı olarak bakıyor.
"bu peygamber denen insanlar kendi zamanlarında kendi çıkarları paralelinde oluşturdukları din adı verilen öğretilerinin, ileride nasıl kitlesel facialara yol açacağını kestirememişlerdir veya kestirmişler fakat umursamamışlardır."
gibi yorumlar yapıyor. Peki bu cümleler o otobüsteki adamın yaptığı saygısızlıktan çok mu farklı, bu bir "inanmama özgürlüğü" altında küfür değil mi? Birinin yaptığı yanlışı herkese mal etmek değil mi?
Saygıyı unutuyor herkes, saygısızlığa söverken saygısızlık yapılıyor. Bir dine/kuruma/topluluğa mensup görünen/mensubu olan herkes bağlı olduğu şeyin gerekliliklerini doğru biliyor, doğru yorumluyor, doğru uyguluyor diyebilir miyiz? Onu okuyor, nedir, ne değildir, araştırıyor en azından diyebilir miyiz?
Diyemeyiz arkadaşım. Bu yüzden her bu tip yanlış yapana "dinci" diyemeyiz, İslamı veya başka bir inancı suçlayamayız.


Katıldım Gülmekten

Ekşisözlük'ün yaran olaylar başlığı muhakkak okunmalı!

21 Ağustos 2011 Pazar

Çok Organize bir İş olmuş ama

Nasıl bir gayrettir bu. Hırsızın alenen "Günahım çoktur, gelin iftar edelim" deyip, millete sandviç ile meyve suyu dağıtıp, gelenleri de soymak nasıl bir gayrettir.
Aynı tabut dümeni gibi olmuş yani. 
Civar Tarlabaşı civarı, çok  şaşmamak mı lazım acaba?

Alacaklarım Çok Birikti

#1   WACOM BAMBOO :  
Grafik tabletleri/ona benzer şeyleri, ilk Google'a özel günlerde illüstrasyon çizen adamın videosunu izlediğimde görüp, ağzımı hayret ve bu imkanın yapılmış olmasına sevinerek açmıştım.
Tabii geç kalan, araştırıp soruşturmayan ve maymun iştahlı da olan ben ve "kim bilir ne pahalı şeylerdir" diye iç geçirdiğim o cihazları kolayca  unutmuşkeeeeen, ilüstrasyon sitelerinde gezine gezine bu şeylerin ederini, hangi markaların tutulduğunu az çok öğrenmeye başladım. 
Meğer o kadar da uçuk şeyler değilmiş, ama henüz hiçbirine el sürmemiş olmak, aldığımızda mevcut olması gereken yazılım bilgilerinden filan henüz bihaber olmak hala tereddütlerimi ve karasızlığımı sürdürüyor.  Emin adımlarla sora sora baka baka alacağım istediğimi. 

19 Ağustos 2011 Cuma

Canım Ciğerim -Asmalımescit

İsme bakıp da benim gibi ciğer sevmeyenlerin soğumaması gereken bir mekanmış. Asmalımescit'te girince 5 dk yürümeden hemen solda kalıyor inerken.
Servis çabuk, mekan oldukça kalabalık (girmek için 10-15 dk bekledik) yiyeceklerde ise çeşit az ama (et şiş ya da ciğer şiş, masadaki yeşillik, ezme, lavaş falan otomatik geliyor) lezzet öz, neyi neyle verdiğin önemli çünkü. O acılı ezmeyi neyle koyarsan koy yedirir adama, bu iki kere iki dört. Yetmemiş bir de yeşilliği, közü lavaşı, sumaklı soğanı ve biber turşusunu da koymuşsun, yanında ne getirirsen yenecek o. Yani işi bilip işe gitmeyenlerden.
Zaten resimde görüldüğü kadar şiş geliyor, sonunu getirene kadar et soğuyup tadını yitiriyor ama işte bu yanında verdikleri, adama her şeyi yedirir. Bu sebepten etin çok tadını alamadım yalan yok, ama güzel doyduk. Hesap işini öğrenemedim, kaça çıktık bilmiyorum. Bence gayet de gidilesi bir yer, yalnız yedikten sonra soğandı acıydı, bunları hesap ederek gitmek lazım, aksi takdirde rahatsız edici olabilir, çünkü yeniliyor:)

18 Ağustos 2011 Perşembe

Üsküdar'a Giderken


ne güzel birşey geldi geçti hayatımızdan. Bir mühendis konuşuyordu, bir mühendis çekiyordu. Onun gözüyle canlanıyordu. Animasyon vardı abi, hem de ne şekerdi. Toplam 13 bölüm yayınlandı ama ben o kadar durup durup açtım ki, her birini herhalde 3 kere falan izlemişimdir. Hep bir mesaj vardı  "hayallerinin peşinden koş" diye, bir yandan da sanki bizler vardık orda, Erkan Can vardı. Babaydı, "Ruhsar"'dan sonra ilk defa bir komedi dizisinde ölmüş olsa da görünebilen, peydah olabilendi. :) Tabi benim gördüklerim arasında ilk:) Hele arada klip mılip çekmiyorlar mıydı? yerlere yattımdı yerlere...
Ve ne yazık ki, yurdum insanı izlemedi, kitle sınırlı kaldı. Pazar günleri 11:15 e kadar verilen "Çok Güzel Hareketler Bunlar"  hepimize Türk nüfusunun ciddi anlamda ergen barındırdığını ispatladı.
Bizler de boynu bükük kaldık.Bu.

Bizim yenge

Eveeet aile dizilerinde en son nerede kalmıştık? Canım Ailem miydi? aslında "Üsküdar'a Giderken" de bence bir aile sıcaklığındaydı ama kıydılar, hiç utanmadan sıkılmadan kıydılar canım diziye. Neyse, 1. bölümü izledikten sonra Canım Ailem dizisinden çok da uzaklaşmadığımızı, İlker Aksum'dan, Şebnem Bozok'tan ve koca yanak'tan da görüyoruz.
Bunların hepsi bir yana genç Türk aktörler arasında en en en beğendiğim, en sesine ve duruşuna, o her role girişine hayran olduğum adam olan Yetkin Dikinciler ve Üsküdar'a Giderken de bayıla bayıla izlediğim, Vicdan filminde tanımaya başladığım Tülin Özen var. Duyduk ki dizi Kuledibi Senaryo Grubundan çıkmış hayırlı olsun, bizim gönlümüz rahmetli Sulhi Dölek'te kaldı ama artık ruhuna dua etmek lazım ancak.
İlerleyen bölümlerde neler olabileceğini göriciğiz inşallah, reyting işi tamammış.

İlave: şuan 27 Aralık 2011, son birkaç haftadır dizi mındar oldu, gerçekçiliği gitti, karadenizli gibi konuşamayanlar topluluğuna dönüştü. Samimiyeti de biraz bozuldu, yarışmalı bölüm faciaydı. Meğer senarist değişmiş. Olmamış, hiç olmamış.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

inside man

Sıradan bir Amerikan filminden başka bir özelliğini göremedim ben, yeterince detay yok ve içine savaş suçlarıyla ilgilii birşeyler katınca çok onurlu ve ruhu olan bir filmmiş gibi gösterilmeye çalışılınıyor izlenimi verdi bana. Ulan, bir hafta içinde hepsi şüpheli olan "rehinelerin" salıverilmesi, hadi saldın takip edilmemesi, hadi etmedin, banka etrafının bu kadar kısa sürede normale çevirip bırakılması nasıl birşeydir?
 Valla bizim buralarda adamlar hala suç isnat edilmeden kaç aydır hapis yatıyor, kaldı ki vekil seçiliyor da gene çıkamıyorlar bunlar anasını satayım "birşey oldu ama?"  diye kalıyorlar. Cık beğenmedim:( ben Türkiye'de yaşıyorum arkadaş, böyle şeylere alışık değilim. Harry Potter izlerim daha iyi.

14 Ağustos 2011 Pazar

zıtlık

yarın erken kalkmam lazım ya, hiç uykum yok daha.

Sahur yapıp yatmam lazım ya, hala karnım çok tok, (bi koca tabak makarnanın üstüne o kısıra hiç bulaşmayacaktım)

hep bilgisayarı kurcalayasım, "acaba başka ne indirecektim de unuttum?" düşünceleriyle nette dolanasım var.

facebook ve twitter ı kapayınca, tüm paylaşımlarımın burda toplancak olması hoşuma gitti ya, durup durup kayıt yazasım var:)

torrent meğer canmış

Şimdi bu ganimeti görünce, mağaramdan bu kadar geç çıkmakta neden ısrarlı olduğumu anlayamıyorum. Dünya varmış meğersem yahu! Ne istersem tak diye buluyorum . 
Nankörlük etmek gibi olmasın, o kadar ekmeğini yedim DC ++ ın de ama hep aynı şeyler, farklı bir şey taratınca yok:(
Dünyaya asıl şimdi mi açıldım acaba gibi şeyler soruyorum artık kendime,öyle sevdim yani.
Nazar değip de virüs neyin bulaştırmazsak ne ala!

20 Mart 2011 Pazar

zeytinli cevizli tuzlu kurabiye

malzemeler
1 çb yoğurt
1çb sıvı yağ
yarım paket tereyağı(125 gr)
1 paket kabartma tozu
1 yumurta (sarısı üstüne)
1 paket kabartma tozu
zeytin
ceviz (iri dövülmüş)
1 tatlı kaşığı sirke
1 çay kaşığı tuz (zeytin çok tuzluysa daha az olabilir)
1 fiske şeker
(aldığı kadar un)(kulak memesi mevzuu)


13 Mart 2011 Pazar

aynı fotoğraf karesi

Şimdilerde cereyan eden her türlü aile kurumunun oluşumu ve genişlemesi mevzularında, mutluluğun bir parçası: hepberaber olmak.

Maalesef, hayatımın en güzel yıllarında annemle babamın ayrılması, hele bu şoku atlattıktan sonra daha da hissedilir derecede rahatsız edici.

Yeğenimin doğumunda bile birinin hastaneye girmesi, öbürünün çıkmasına bağlıydı.

Şimdi baktığımda, sanıyorum hiçbir mutlu günümde aynı fotoğraf karesine giremeyeceğiz. Daima ortam gergin olacak, daima ailenin içinde olması gereken kutlamaları minimum düzeyde geçsin diye çabalamakla ve  uktelerimizle yaşayıp gidicez.


Tek duam, eğer bir aile kurabilirsem, bunları onlara yaşatmayayım hiçbir zaman. Elbette kimse istemezdi ama n'olur ben bunun içinde bir daha hiç olmayayım.

bu cuma

efenim, bu cuma, aylardır beklenen, 3 haftadır kesin kararı verilip, planları yapılmış, namı diğer dikiş makinamı alacağım kısmetse. Singer Fashion 4205
kendisinin yeni başlayanlar için ideal olduğunu, olayı iyice kapana kadar nazımı ve acemiliğimi çekeceğini umuyorum. Bu satın alma planlarıyla, evvelden var olan dikiş takımlarımı bulamamak beni ayrıca bir masrafa sokacağa benzese de, yapacak birşey yok, bu duygusal dönemimimde bana iyi bir arkadaş olması dileğiyle:)

edit: yoğun tavsiyeler üzerine dün Tradition 2259 u almış bulunuyorum, vatana millete hayırlı uğurlu olsun.


hemen bir etek denemesine giriştim amma, zalim ödevler bırakmıyor ki bitirelim! tabi acemilik te olunca, uzun sürebilitesi kaçınılmaz.

6 Mart 2011 Pazar

gelecek gelecek mi haftasonusu

Görünce depreşiliyor işte.
Öyle kafelerde, buluşmaya çalışıp, birbirimizi görmeye, hasret gidermeye çalışmak artık zor geliyor.
Hemen bu girdiyle kafa onunla hayat planlamaya başlıyor tabi.
En ufak detaylar geliyor insanın aklına. Cinsiyet gereği bi didikleme söz konusu, Allah vergisi ona yapacak bişey yok.
Kare kare herşey.
Eğer varsa ömrüm, bu gidişatta bi aksaklık olmazsa yapmak ve yaşamak istediğim şeyler tabiki arşa varıyor kolaylıkla.
Tek bi kelimede toplamak istersek : huzur tabiki...

5 Mart 2011 Cumartesi

UKTE

ben ne güzel dikiş dikecektim, öğrenecektim.
Kendi hayallerimdekileri yapabilecektim, beğendiğim kumaşları alabilecektim:(
Olmadı yar. :(
Aklım başıma geldiğinde vakit yoktu, vakit olduğunda öğretecek yoktu, hevesimi kıran da çoktu.
Ama içimde ukte kaldı:(
Öğrenip de dikerim diye aldığım kumaşları kıyıp da terziye bile götüremiyorum ki:(
Taksitle makineye mi girsem acaba, boş oldukça kurcalar, öğrenirdim birşeyler....
Evdekini bozmuştum en son:(