haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Behzat'a uzanan eller kırılsın!


Behzat Ç.'ye uzanan eller kırılsın!

Ankara polisiyesinin dün geceki bölümü, sevenleri tarafından ''Behzat'a uzanan eller kırılsın'' sloganları eşliğinde Kızılay'da izlendi.



'Behzat Ç.' dizisi sevenleri Başkent'in merkezi Kızılay'da bir araya gelerek dizinin bu haftaki bölümünü izledi. Kızılay Yüksel Caddesi'nde toplanan kalabalık grup, Çankaya Belediyesi'nin kurduğu dev ekranda diziyi kaldırımlara oturarak izledi. Etkinliğe katılan Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, halkın ilgi gösterdiği kültür sanat etkinlikleri arasında 'Behzat Ç.'nin çok özel bir yer tuttuğunu ifade ederek, dizinin yarattığı sevgi ortamının değerli olduğunu söyledi. 

Tanık, şöyle devam etti: 
''Halkın içinden, halkın nabzını tutan bir dizi olduğunu düşünüyorum. 'Behzat Ç.' ile ilgili son günlerde yaşanan çeşitli polemikleri kayda değer bulmuyorum. Asıl olan vatandaşın ilgisi ve sahiplenmesidir. Onu da her yerde görüyoruz. Yurttaşın her yerde ilgiyle izlediği bir dizi ve görsel sanat şöleni. Her şeyin ötesinde bir Ankara polisiyesi. Ankara'ya sahip çıkmak adına Ankara polisiyesine sahip çıkmak gerektiğini de düşünüyorum.'' 

Etkinliğin düzenleyicilerinden Raşit Ünver de MHP Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen tarafından diziye ilişkin 3 kez Meclis'e önerge sunulduğunu hatırlattı. Ünver, ''Biz de internet üzerinden kitlelere ulaşmaya çalıştık. Amacımız dizinin sevenleri olarak sessiz bir tepki göstermek'' diye konuştu. 'Behzat Ç.' sevenleri, dizinin reklam aralarında ''Behzat'a uzanan eller kırılsın'', ''Ankara uyuma, 'Behzat Ç.'ne sahip çık'' sloganları da attı. (AA)

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Nasıl oldu da oldu?


Fırıncının zincirli kölesi kurtarıldı

İstanbul'da bir fırın sahibi, kaçak çalıştırdığı yabancı uyruklu işçiyi zincirle bağladı. Kaçıp kurtulan yabancı işçi, 'Paramı versin, şikâyetçi olmam' dedi.


Beykoz ilçesine bağlı Çavuşbaşı'nda kölelik dönemlerini hatırlatan bir olay yaşandı. 

Türkmen uyruklu A.D. bir kişi, az para aldığı gerekçesiyle çalıştığı fırından ayrılmak istedi. Buna karşı çıkan fırın sahibi G.Ç., iddiaya göre A.D’yi zincirle bağlandı. 9 metrelik zincirle hamur teknesine bağlanan A.D. kurtulmayı başardı. 

Fırından çıkarak bir kuaföre giren A.D. yardım istedi. Karşılarında zincirli bu kişiyi gören kuafördekiler ise büyük şaşkınlık yaşadı. 

Ağlayan ve su isteyen A.D’yi sakinleştiren vatandaşlar, polise haber verdi. Beykoz İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından teslim alınan A.D. polis merkezine götürüldü. 

'PARAMI VERSİN YETER' 
Karnı doyurulan ve üzerine kıyafet alınan A.D.'nin ifadesinde "Gitmek istedim göndermedi. Bin lira alacağım var ona da el koydu. Kaçmaya çalıştım yakaladı. En sonunda ayağıma böyle zincir bağladı. Bin liramı versin şikâyetçi olmam" dediği öğrenildi. 

G.Ç. ise verdiği ifadede "Bu adam madde bağımlısı. Uyuşturucu krizine girince kendine zarar vermesin diye bağladım" diyerek kendini savundu. Ancak bu ifadesi tutarlı bulunmayan fırın sahibi, "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlamasıyla mahkemeye sevk edildi. G.Ç. hakkındaki diğer bir suçlama ise "Yabancıların çalışma izinleri hakkındaki kanuna muhalefet." 

Öte yandan, tutuklanan fırın sahibi G.Ç.'nin cinayetten sabıkası olduğu ortaya çıktı. 

‘ÜÇ SUÇ BİRDEN İŞLEMİŞ OLUR’ 
Ceza ve Usul Hukuku Profesörü Fatih Selami Mahmutoğlu, fırın sahibinin üç suç birden işlediğini söyledi. 

Mahmutoğlu, şöyle konuştu: 

“Bir kimsenin zincire vurulması, her şeyden önce eziyet çekmesine yol açacak bir davranış olduğundan, kişi, 'eziyet suçunun' düzenlendiği, TCK'nın 96. maddesini ihlal etmiş olacak. Bunun yanı sıra yine mağdurun zincire vurulmasıyla, bir yere gitmesi engellendiğinden, burada ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da işlendiği söylenebilir. Çünkü TCK 109. maddede düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişi cezalandırılmaktadır. 2 yıldan 14 yıla kadar hapis istemiyle yargılanabilir. Öte yandan mağdur, çok ilginç bir şekilde ayağından zincirlenerek çalıştırılmaktadır. Oysaki TCK 117. maddeye göre cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetinin ihlâl edilmesi suç sayılmıştır. Bu suretle iş ve çalışma hürriyetinin ihlali de gerçekleşmiş olacaktır. Tüm maddelere karşılık gelen farklı yıllarda hapis cezaları vardır. Ne kadar yılla yargılanacağını söylemek yanlış olur.” (Sabah)

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Kantinler öğrencinin olacak


İTÜ'de öğrencilerin eylemleri sonuç verdi. Seneye kantinler akademisyenlerin kontrolünde, öğrenciler tarafından işletilecek.


isTANBUL - İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), öğrencilerin ürün kalitesi ve fiyatlarından memnun olmadığı kantin işletmesiyle artık sözleşme yenilememe kararı aldı. Üniversitenin kararına göre gelecek sene itibariyle öğrencilerin çalışacağı kantinlerde kâr amacı güdülmeyecek. 
Türkiye’de birçok üniversitedeki ‘kantin hareketi’ öğrencilerin taleplerinin kabul edilmesiyle sonuçlanırken İTÜ ’de de kantinler öğrencilere emanet. İTÜ , öğrenciler tarafından imza kampanyaları, boykot ve eylemlerle üç yıldır protesto edilen kantinlerle ilgili Türkiye ’de bir ilk niteliği taşıyan bir karara imza attı. Öğrencilerin ürün kalitesi ve fiyatlarından memnun olmadığı kantin işletmesiyle sözleşme yenilememe kararı alan Üniversite Senatosu, gelecek yıl itibariyle kantinleri akademisyenler ve öğrencilere emanet edecek. Kâr amacı gütmeyecek kantinlerin yönetimi için üniversite bünyesinde kurulacak İTÜ Sosyal Tesisler İşletmesi’ne Gıda Mühendisliği ve İşletme bölümlerinde görevli akademisyenler ücretsiz olarak danışmanlık yapacak. Kantinlerin satış ve servis işlemleri için öğrenciler yarı zamanlı olarak istihdam edilecek. Bu sayede öğrenciler kantinleri içeriden denetleme şansına da sahip olacak ve rahatsızlık duydukları konuları anında üniversite yönetimine bildirebilecek. 

Rektör: Sıkıntıları vardı 
Üniversite Senatosu tarafından alınan kararla ilgili olarak İTÜRektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin Radikal’e konuştu. Kantinleri öğrencilerin dersten çıktıklarında bir çay içip sandviç yedikleri yerler olarak tanımlayan Şahin, “Kantinlerle ilgili olarak öğrencilerin büyük bir bölümünün sıkıntısı vardı. Biz de doğrudan öğrencilerin talepleri doğrultusunda temel ve ortak kullanım alanları olan kantinleri kendimiz işletmeye karar verdik. İTÜ Sosyal Tesisler İşletmesi bünyesinde kantin yönetimi için dışarıdan profesyonel bir müdür alınacak. Akademisyenler ücretsiz olarak danışmanlık hizmeti verecek. Öğrenciler yarı zamanlı istihdam edilecek ve kâr amacı güdülmeyecek” diye konuştu. 

Öğrenciler: Örnek olsun 
Öğrenciler de kantinlerin yeniden yapılandırılacak olmasından memnun. Üç yıldır kantinlerle ilgili şikâyetlerini boykot ve imza kampanyalarıyla üniversite yönetimine ilettiklerini söyleyen Makina Mühendisliği ikinci sınıf öğrencisi Utku Oğul, Üniversite Senatosu’nun aldığı kararı şöyle değerlendirdi: 
“Kantinlerde yemekler pahalı ve niteliksiz olduğu için uzun bir süredir etkin olarak eylemler düzenliyorduk. Bu konuda üniversite yönetimiyle de görüşmelerimiz oldu. Biz boykot kararı aldığımızda kantin fiyatları indiriyordu. Fakat boykot sona erince yeniden eski düzene geçiliyordu. Tüm öğrenciler bu eylemleri sahiplendi ve üniversite böyle bir karar aldı. Bu kararın bütün üniversite öğrencilerine örnek olacağını düşünüyorum.”




Not: en son damla suyu içmek istemediğimiz için yaptığımız baskılar sonuç verip doğal kaynak suyuna geçmiştik ve normal fiyatlandırmayla devam ediyorduk ki geçen cuma yine damla suya getiklerini ve üstelik bedavaya gelen suyu bize ne hikmetse 75 kuruşa satmaya başladıklarını görmüştük. Acaba bu değişiklik inşaat fakültesi için de geçerli oldu mu?

6 Mayıs 2012 Pazar

gerçek vergi rekortmeni "asgari ücretli"


'En Zengin 100 Türk'ün serveti ile 'Vergi Rekortmeni 100 Türk'ün ödediği yıllık gelir vergisi rakamları kıyaslandığında 'asgari ücretli'nin ödediği vergiyle zenginlere fark attığı belirtildi.



İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası'nın (İSMMMO)açıklanan gelir vergisi rekortmenleri istatistikleri üzerinden yaptığı tespitlere göre, geçen yıl ''En Zengin 100 Türk''ün toplam serveti 92 milyar 351 milyon lirayı bulurken, ''Vergi Rekortmeni 100 Türk''ün ödediği yıllık vergi 530.5 milyon lira olarak gerçekleşti. 

En zengin 100 Türk'ün ödediği gelir vergisinin oranı servetleriyle karşılaştırıldığında yüzde 5.7'lik bir oran ortaya çıkarırken, asgari ücretten alınan gelir vergisi oranı yüzde 15 ile bu oranın yaklaşık üç kat üzerinde gerçekleşti. 

İSMMMO'nun analizinde; Maliye'nin açıkladığı Türkiye genelinde en yüksek beyanda bulunan 100 mükellef listesinin kendi içindeki analitiğine göre ''elde edilen kazançları'', asgari ücretlilerin kazancıyla karşılaştırıldı. 

2011 yılı vergilendirme dönemi içinde Maliye'nin bütün mükellefler ortalama tahakkuk verilerine göre, ''100 Vergi Rekortmeni'' yıllık 2 milyar 40 milyon lira kazanç elde ederken, aynı kazancı yaklaşık 3 milyon 215 bin asgari ücretli ancak elde edebiliyor. Diğer bir ifadeyle 32 bin 150 asgari ücretlinin yılda kazandığı geliri bir zengin tek başına elde edebiliyor. 

VERGİ REKORTMENİ LİSTESİNDE YOKLAR 
İSMMMO'nun incelemesinde, her yıl açıklanan ''En Zengin 100 Türk''ten çok sayıda ismin Maliye'nin açıkladığı vergi rekortmenleri listesinde bulunmayışına da dikkat çekildi. 

ARIKAN: AZDAN AZ, ÇOKTAN ÇOK 
Vergi istatistiklerini değerlendiren İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan, Türkiye'de vergi geliri politikasının büyük oranda adaletsiz vergi olarak tanımlanan ''dolaylı vergiler'' üzerine kurulduğunu anımsatarak, vergideki adaletsiz dağılımınTürkiye'nin kronik sorunu olduğunu söyledi. 

Arıkan, Türkiye'de büyük zengin ve patronların yüksek vergi ödemekten şikayetçi olduklarını dile getirdiklerini, oysa dar gelirlilerin kazançlarının tümünü tükettikleri için tamamen vergilendirildiğini vurguladı. 

Varlıklı sınıflara ait şirket ve banka gibi işletmelerin, kurumlar vergisi olarak toplam vergide yüzde 10 payları olduğunu bunun da büyük bir haksızlık olduğunu söyleyen İSMMMO Başkanı Arıkan ''Varlıklıların gelir vergisindeki katkısı da toplamın içinde devede kulak kalıyor'' dedi. 

Arıkan, dünyada gelişmiş ülkelerde vergi adaletinin temel unsurunu oluşturan ''az kazanandan az, çok kazanandan çok'' ilkesini Türkiye'nin de hayata geçirmesi gerektiğini belirterek, ''Vergi tabanının genişletilmesi, düşük gelir gruplarına vergi muafiyeti sağlanması ve dolaylı vergilerin bütçe payının geriletilmesi vergi politikasının temel karakterini oluşturmalı'' şeklinde konuştu.


radikal gazetesi haberi 06.05.2012

29 Mart 2012 Perşembe

Vekillerin ve ailelerinin akapunktur gideri de ödenecek


TBMM, milletvekillerine yurt dışında tedavinin yolunu açan yönetmelik taslağı hazırladı.

Organ ve doku nakli ile ilgili pek çok ülke Türkiye'yi tercih ederken TBMM, milletvekillerinin yurtdışında yaptıracakları organ ve doku nakilleri Meclis bütçesinden karşılamaya hazırlanıyor. Geçmişte, milletvekilleri yurtdışı gezisinde hastalandığı takdirde yurtdışında organ ve doku nakli yaptırabiliyordu. Ayarıca milletvekili ve ailelerinin akapunktur gibi alternatif tıp giderleri de Meclis'e fatura edilecek.TBMM'de yeni Teşkilat Yasası'nın yürürlüğe girmesinden sonra sağlık hizmetleriyle ilgili köklü değişiklikler hayata geçiriliyor. Bu çevrçevede Milletvekillerine, Yasama Organı Eski Üyelerine ve Dışarıdan Atandıkları Bakanlık Görevi Sona Erenlere Tedavi Yardımı Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı yarın toplanacak Meclis Başkanlık Divanı'nda masaya yatırılacak. Yönetmelik taslağına göre, alternatif tıp tedavisi de Meclis'in güvencesi altına girecek. Milletvekilleri ve ailelerinin akupunktur tedavileri yeni dönemde Meclis tarafından ödenecek. 

Organ ve doku nakli yurtdışında
Taslakta eski ve mevcut milletvekilleri ile bakmakla yükümlü oldukları kişiler, Sağlık Bakanlığı raporu ile yurtdışında 6 ay tedavi görmesinin yolu açılacak. Hatta tedavi süresi raporla iki yıla kadar uzatılabilecek. Vekiller ve ailelerinin, yurt içinde sağlanamayan organ ve doku nakli işlemleri için yurtdışına gönderilmesinin de yolu açılacak. Uygun organ ve dokunun bulunmasına kadar geçen süre boyunca, yurtdışında yapılan ilk tetkiklerinin ardından tedaviye yurt içinde devam edebilecek. Ancak organ sağlanıncaya kadar geçecek sürenin yurtdışında geçirilmesinin zorunlu olduğu rapor edilirse, bu süredeki giderler Meclis tarafından karşılanacak. Bu süre 6 aylık dönemler halinde uzatılabilecek. Tüm bu işlemler için o ülkede bulunan misyon şefliği aracılığıyla avans verilecek. Hastanın ve refakatçisinin tedavi sonrası kontrol amacıyla yapacağı seyahatlerin gideri de yine Meclisce karşılanacak. Yurt dışından alınacak tedavi hizmeti organ ve doku nakliyle sınırlı kalmayacak. Normal tedavilerdeki bazı tetkikler de yurtdışında yaptırılabilecek. Mevcut yönetmelik sadece yurtdışında bulunduğu sırada hastalanıp organ ve doku nakline gerek duyulan milletvekilleri ve ailelerinin giderlerini karşılıyordu.

radikal/ 29 Mart 2012

4 Ocak 2012 Çarşamba

haber (radikal)


Paran yoksa mahkemeye gelme kardeşim!

04/01/2012 11:31

"Paran yoksa Adalet de yok" süreci geride 3 aylık bir zamanı bıraksa da mağdurlar ordusu her geçen gün artıyor. Şiddet mağduru kadın da, işçini kaybeden işçi de, kamuya karşı dava açmak isteyen mahalleli de aynı sorun ile karşı karşıya.


Hukuk Muhakemeleri Kanunu, geçtiğimiz 1 Ekim’de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu kanunla birlikte Hukuk, Aile, Ticaret, Kadastro, Tüketici, Fikri ve Sınai Haklar mahkemelerinde açılacak ve görülecek davalarla ilgili giderler de "Gider Avansı" başlığı altında düzenlendi. Kanuna göre davacılar dava açmadan önce, davada yapılacak işlemlere göre belirlenen miktarları "Gider Avansı" olarak yatırdıktan sonra dava açabilecek. Bu “avansı” yatırımayanlar ise Mahkemenin kapısına dahi uğrayamıyor.

Kanuna göre yatırılan avansın tamamı harcanmazsa, kalan kısmı dava sonunda ilgiliye iade edilecek. Bu uygulamayla birlikte, daha önce dava sonunda tahsil edilen giderler, dava başlamadan davacıdan tahsil edilmiş olacak. Böylece daha önce 30 veya 40 lira masrafla açılan davalar şimdi dosyanın içeriğine göre 300 ile 1000 lira arasında ödeme yapıldıktan sonra açılabilecek.

Kadınları ve yoksulları vurdu 
HMK’nın en çok vurduğu kesimin ise özellikle şiddet mağduru kadınlar ve yoksul kesim olduğuna işaret ediliyor. Hiçbir geliri olmayan bir kadın yaşadığı mağduriyeti yargıya taşıyamıyor. Yargıda peşin para dönemi ile birlikte Adliye’lerdeki veznelerde ‘tahsilat’ın önceki döneme kıyasyla önemli ölçüde arttığına işaret ediliyor. Parası olmayan kişi Mahkeme’den aldığı olmusuz yanıt sonrası çözümü avukatı ile bulma yoluna gidiyor. Avukatlar yeni dönemde kimi zamanlarda müvekkilerinin davasını açamadıklarını söylüyor.

DNA testi için para peşin isteniyor 
İstanbul Barosu Avukatlarından Birsen Avcı HMK ile bireyin en temel hakkı olan hak arama yollarının tıkatıldığını dikkat çekiyor. Benzer durumda olan çok sayıda müvekkilerinin olduğuna işaret eden Av. Avcı genç yaşta anne olmak durumunda kalan müvekkili için gerekli olacak 2 bin TL’yi nerede bulacaklarının telaşı içinde. Adının yazılmasını istemeyen genç kadın şimdilerde 18 yaşında. Evlilik dışı bir çocuğu olmuş. Ancak birlikte olduğu kişi, 2 yaşında olan kızın babalığını kabul etmiyor. Bunun için DNA testlerinin yapılması gerekir. Ancak 2 bin TL’yi aşan bir masraftan söz ediliyor. Fakat genç kadının bu parayı ödemesinin imkânsız olduğuna işaret ediliyor. Zira asgari ücret ile çalışan genç kadın bir yanda anne-babasına bakarken bir yandan da çocuğunun masraflarını karşılıyor. Dava masrafını nasıl karşılayacağı konusunda ise hiçbir fikri olmadığını söylüyor üzülerek. Av. Birsen Avcı, uygulamanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne gitme yolunda olduklarını ifade etti.

378 TL bulamazsa boşanamayacak 
Avukat Erol Beytaş ise benzer sorunların baktığı dosyalarda da olduğunu ifade etti. Av. Beytaş müvekkili E. A’nın boşanma davası için toplamda 378 TL “gider avansı” gerektiğini ancak bu parayı müvekilinin ödemesinin mümkün olmadığını ifade ediyor. Mahkemenin kendilerine bu konuda 2 haftalık bir süre tanıdığına işaret eden Beytaş, müvekilinin durumu için “ Müvekkil şu anda 5 çocuğu ile birlikte sağdan soldan alınan yardımlarla geçimini sağlamaya çalışmaktadır. Şu anda kirada oturmakta olup 400 TL kira vermekte. Müvekkil mağdur durumdadır. Ne yazıkki yasal değişiklik mağduriyeti daha fazla artırmıştır” ifadelerine yer verdi. Av. Beytaş, HMK ile tarife döneminin başladığına işaret ederek bu durumun insanların hukuk önünde hak arama yollarını kapatma amacı taşıdığı görüşünde.

Velayet davası 332 TL! 
Diyelim ki bir kişi boşandığı eşinden 2 çocuğunun velayetini almak için mahkemeye başvurdu. Bu kişi dava için iki tanık gösterdi. Ayrıca, bilirkişi incelemesi de istedi. Davacı olan bu kişi avans gideri olarak şunları ödeyecek:

*Davadaki taraf sayısı kadar tebligat gideri: 2 X 30= 60 lira
*Tanık sayısı kadar tanık maliyeti: 2 X 21= 42 lira
*Bilirkişi maliyeti: 200 lira
*Diğer giderler: 50 lira
Toplam: 322 lira

Not: HMK'dan önce bu dava sadece 40 lira tutan dava harcı ve tebligat masrafı ödenerek açılabiliyordu.

Bana hakaret etti önce 402 TL ver! 
Diyelim ki bir kişi, kendisine yönelik bir hakaretten dolayı Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 10 bin liralık tazminat davası açtı. Tanık olarak da 2 kişi gösterdi. Ayrıca, hakaret konusu sözlerin de bilirkişi tarafından incelenmesini istedi. Bu kişi avans gideri olarak şunları ödeyecek:

*İki kişi için tebligat gideri: 30 X 2 = 60 lira
*İki tanık maliyeti: 21 X 2 = 42 lira
*Bilirkişi maliyeti: 250 lira
*Diğer maliyetler: 50 lira
Toplam: 402 lira

Dava açılmadan önce yatırılması gereken miktarlar: 
*Tebligat gideri (kişi başı): 30 lira
*Tanık gideri (kişi başı): 21 lira
*Keşif harcı-Ulaşım: 205 lira

Bilirkişi Maliyetleri (Bilirkişi başına): 
*Sulh Hukuk Mahkemesi: 150 lira
*İcra Mahkemesi: 150 lira
*Asliye Hukuk Mahkemesi: 250 lira
*Aile Mahkemesi: 200 lira
*İş Mahkemesi: 200 lira
*Kadastro Mahkemesi: 200 lira
*Tüketici Mahkemesi: 150 lira
*Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi: 300 lira
*Ticaret ve Denizcilik İhtisa Mahkemesi: 300 lira
*Diğer Maliyetler(Tüm Mahkemeler için): 50 lira

3 Ocak 2012 Salı

gülümseten haber (radikal'den alıntıdır)


Tolga Zengin, İspanyol manşetlerinde!

Trabzonspor'un kaptanı Tolga Zengin İspanya'da manşetlere çıktı. Avrupa Ligi'nde Atletic Bilbao maçında tribünlerden atılan ekmeği öpüpü başına koymasını manşetlere taşıdı



Trabzonspor'un kaptanı Tolga Zengin İspanya'da manşetlere çıktı. Avrupa Ligi'nde Atletic Bilbao maçında tribünlerden atılan ekmeği öpüpü başına koymasını manşetlere taşıdı. 

18 Ağustos'ta İspanya'da Atletic Bilbao ile oynanan maçta kritik kurtalışlarının yanında rakip taraftarların tribünrden atılan yabancı maddelerine maruz kalmıştı. Mücadelenin son dakikalarında ise Bilbao taraftarları, Tolga Zengin´e ekmek fırlatmıştı. 

Ekmeği kalesinin önünde gördüğün de çok şaşırdığını söyleyen Tolga, "Somali´de insanlar ekmek bulamayıp açlıktan ölürken, Bilbao taraftarlarının bana ekmek atmasını hayretle karşıladım" açıklamasında bulunmuştu. 

Tolga'nın ekmeği öpüp saha kenarına koymasını 3 ay sonraİspanyol medyasında günün konusu yaparak manşetlerine taşıdı. Tolga Zengin'in ekmeği öpüp başına koyduğu an yılın fotoğrafı seçildi.(ntvspor)