itü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
itü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Değişim

İTÜ'ye inşaat fakültesi dışından bir rektör gelmiş, inanamıyorum.

Sevgili okulum şimdi nasıl değişecek acaba?

Dilerim %100 ingilizce lisans eğitiminden derhal vazgeçilip, adam gibi dil eğitimi verilebilir, temel yapmadan çatı konmaya çalışılmaz, dil öğrenmenin başka, meslek öğrenmenin başka şey olduğuna kanaat getirilir.

özlüyor ve seviyorum  seni İTÜ... 

6 Haziran 2012 Çarşamba

Leyla ile MecnunLeyla ile Mecnun

Bizim okulda Leyla ile Mecnun'un söyleşisi olmuştu, sınavım mı vardı neydi, gidememiştim.

Az evvel söyleşiden bir parça izledim. Neden böyle konuşuyor bu insanlar (izleyiciler) bilemedim.
Bir halt anlamadım sorulanlardan, konuştuklarından, daha doğrusu konuşamamalarından.
Bir düzey eksikliği midir, bir ne konuştuğunu bilememe midir? Şaklabanlık mıdır? Hayal dünyası mıdır? Nedir bu? Ben çözemedim.
Belki de empati kuramıyorum, ne haltsa artık.

Leyla ile Mecnun'a gelince:
Dizide her şey olabiliyor. Hiçbir şey mükemmel gitmiyor, hiçbir şey hep komik ya da hüzünlü gitmiyor. Herkes birilerini kaybedip kazanabiliyor. Sevinci ve kederi aynı ölçüde tadabiliyor.
Diziye dair hiçbir şey sormazdım herhalde. Öylece izlemeyi seviyorum ben onu, bu niye böyle, ya da o nolcak sonraki bölümlerde kimse anlatmasın.

Özel şeyler sorardım ben orda olsaydım.
-Burak Aksak bunları bu genç yaşında nasıl yazıyor, nerden geliyor bu ilham onu sorardım. Bu sonucun arkasındaki birikim nedir acaba? Dizideki tüm laflar aynen onun mu onu sorardım.
-Bu oyuncular bu karakterleri nasıl bu hale getirebiliyor onu sorardım. Hele İskender karakteri..
-Mümtaz Taylan, canım, o kadar seviyorum ki, sezon finalinde kalp krizi de geçirttiler zaten acayip meraklardayım.
- Burak Aksak'ın dizide yapmak isteyip de yapamadığı şeyleri sorardım. Elinde olmayan şeyleri. Tabi bir de yapmak istemeyip de yaptığı şeyleri.
-Ve tabi Serkan Keskin.. Onun dizideki halleri, onun sahneleri ayrı bir güzel. Merak ediyorum o tonlamaları kendi mi uyduruyor, yoksa planlı mıydı bunların hepsi?
Bir de ıslıklar da kendi eseri mi acaba? Islıklar favorim
Diziyi aynen izliyorum tabi ama gene de naçizane fikrimi söylemek gerekirse, yeni Leyla'larla bi olmadı sanki, iki Leyla beni açmadı pek. Aslında Şirin farklı bir renkti tabi, aptal Arda gitti, zeki Şirin geldi gibi oldu, bir leyla gitti, hemen başkasına aşık oldu gibi de olmadı, aynı tema da işlenmedi böylece ama belki de eski aşk ortamı (normal olarak) olmadığı için alışamadım ben. Yeni sezonda neler olacak hakkaten merakla bekliyorum. Aynı şeyleri pişirip koymaması açısından güveniyorum aslında, ama gideni de aratmazsa süper olur.

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Kantinler öğrencinin olacak


İTÜ'de öğrencilerin eylemleri sonuç verdi. Seneye kantinler akademisyenlerin kontrolünde, öğrenciler tarafından işletilecek.


isTANBUL - İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), öğrencilerin ürün kalitesi ve fiyatlarından memnun olmadığı kantin işletmesiyle artık sözleşme yenilememe kararı aldı. Üniversitenin kararına göre gelecek sene itibariyle öğrencilerin çalışacağı kantinlerde kâr amacı güdülmeyecek. 
Türkiye’de birçok üniversitedeki ‘kantin hareketi’ öğrencilerin taleplerinin kabul edilmesiyle sonuçlanırken İTÜ ’de de kantinler öğrencilere emanet. İTÜ , öğrenciler tarafından imza kampanyaları, boykot ve eylemlerle üç yıldır protesto edilen kantinlerle ilgili Türkiye ’de bir ilk niteliği taşıyan bir karara imza attı. Öğrencilerin ürün kalitesi ve fiyatlarından memnun olmadığı kantin işletmesiyle sözleşme yenilememe kararı alan Üniversite Senatosu, gelecek yıl itibariyle kantinleri akademisyenler ve öğrencilere emanet edecek. Kâr amacı gütmeyecek kantinlerin yönetimi için üniversite bünyesinde kurulacak İTÜ Sosyal Tesisler İşletmesi’ne Gıda Mühendisliği ve İşletme bölümlerinde görevli akademisyenler ücretsiz olarak danışmanlık yapacak. Kantinlerin satış ve servis işlemleri için öğrenciler yarı zamanlı olarak istihdam edilecek. Bu sayede öğrenciler kantinleri içeriden denetleme şansına da sahip olacak ve rahatsızlık duydukları konuları anında üniversite yönetimine bildirebilecek. 

Rektör: Sıkıntıları vardı 
Üniversite Senatosu tarafından alınan kararla ilgili olarak İTÜRektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin Radikal’e konuştu. Kantinleri öğrencilerin dersten çıktıklarında bir çay içip sandviç yedikleri yerler olarak tanımlayan Şahin, “Kantinlerle ilgili olarak öğrencilerin büyük bir bölümünün sıkıntısı vardı. Biz de doğrudan öğrencilerin talepleri doğrultusunda temel ve ortak kullanım alanları olan kantinleri kendimiz işletmeye karar verdik. İTÜ Sosyal Tesisler İşletmesi bünyesinde kantin yönetimi için dışarıdan profesyonel bir müdür alınacak. Akademisyenler ücretsiz olarak danışmanlık hizmeti verecek. Öğrenciler yarı zamanlı istihdam edilecek ve kâr amacı güdülmeyecek” diye konuştu. 

Öğrenciler: Örnek olsun 
Öğrenciler de kantinlerin yeniden yapılandırılacak olmasından memnun. Üç yıldır kantinlerle ilgili şikâyetlerini boykot ve imza kampanyalarıyla üniversite yönetimine ilettiklerini söyleyen Makina Mühendisliği ikinci sınıf öğrencisi Utku Oğul, Üniversite Senatosu’nun aldığı kararı şöyle değerlendirdi: 
“Kantinlerde yemekler pahalı ve niteliksiz olduğu için uzun bir süredir etkin olarak eylemler düzenliyorduk. Bu konuda üniversite yönetimiyle de görüşmelerimiz oldu. Biz boykot kararı aldığımızda kantin fiyatları indiriyordu. Fakat boykot sona erince yeniden eski düzene geçiliyordu. Tüm öğrenciler bu eylemleri sahiplendi ve üniversite böyle bir karar aldı. Bu kararın bütün üniversite öğrencilerine örnek olacağını düşünüyorum.”




Not: en son damla suyu içmek istemediğimiz için yaptığımız baskılar sonuç verip doğal kaynak suyuna geçmiştik ve normal fiyatlandırmayla devam ediyorduk ki geçen cuma yine damla suya getiklerini ve üstelik bedavaya gelen suyu bize ne hikmetse 75 kuruşa satmaya başladıklarını görmüştük. Acaba bu değişiklik inşaat fakültesi için de geçerli oldu mu?

18 Aralık 2011 Pazar

Dil dile değmeden

Şimdi kütüphanenin sitesinden yayın süresi uzatmak için linki açınca yeniden fark ettim. Ulan sitenin yarısı Türkçe, yarısı İngilizce. 
Eğitim de %30 İngilizceydi, yetmedi %100 İngilizce bölümlerini de açtılar.
Ya ben anlamıyorum ki, hocanın ana dili Türkçe, sınıfın anadili Türkçe, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeyiz, biz ne bok yemeye İngilizce olarak mesleki eğitim almaya çalışıyoruz? 
Ulan hoca konuşamıyor, ben konuşamıyorum (çünkü dil eğitimi de çok kötüydü) biz hala çırpınıyoruz salak salak.
Hadi dil eğitimi mükemmel olsun, ben de sıkıntı çekmeden konuşabileyim, hoca da konuşabilsin, temel mesleki eğitimimi kendi ülkemde niye kendi resmi dilimde alamıyorum? Bu ne kadar aşağılayıcı bir mekanizmadır böyle. 
İngiltere'de, Amerika'da, başka dil öğrenmek için bütün derslerini o dilde alarak mı öğreniyorlar ben anlamadım ki!
Teknik İngilizce'yi, buna uygun dersle, araştırma ödevleriyle halledemeyecek kadar beyinsiz miyiz biz?
Robert'den mezun arkadaşlardan birisi de diyor ki, "tembellik ediyorsunuz, yarım saat daha fazla çalışmamak için ayak diriyorsunuz" .
Tabi ki bu sebep de var, ben bir konuyu Türkçe, yani anadilimde 10 dakikada anlayacaksam, İngilizce olarak 40 dakikada, hatta dil kabiliyetim zayıfsa 1 saatte anlayacağım, o fazladan dakikalarda belki sıkılıp çalışmayı bırakacağım, belki anlamadan ezberleyip geçeceğim, belki de daha başka şeylere bakabilecek, daha fazla şey öğrenebilecekken, merak edebilecekken bu kadarıyla o derse ayıracak vaktim bitecek. Velhasıl önüme kocaman bir engel koyulmuş olacak, bu engeli geçenler elbette var, ama daha fazla kişi geçebilecekken neden böyle saçmalıyoruz?
Neymiş, "Kaynaklar İngilizceymiş"
Tercüme diye bir şey var arkadaşım, temel mesleki eğitimde kullanacağın olmazsa olmaz kitapları çeviriver bir zahmet. Hocaların da onayından geçecek şekilde çevirtiver. Zaten sen yaygın kullanılan yabancı dili güzel öğretebilirsen o adam yabancı dili kullanacaktır  ihtiyacı doğrultusunda.
3 yıl sonra Çin yürür giderse, nolcak? dersler Çince mi olacak bu sefer?
Bir ülkenin sınırları, yasası, meclisi, bayrağı dili varsa, eğitimi de ona göre olmalı. Hayır bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Hayatımda tek bir defa eyleme katıldım canı gönülden, "İTÜ Ay-Ti-Yu olmasın" dedik, her türlü ideolojiden öğrenci, hoca vardı. Hiç bir işe yaramadı, ne ilgisi var okulun kalitesinin bu işlerle, onu da hala anlamadık.
Sayın Muhammed Şahin anlayışlı, öğrencinin düşüncesini sayan bir rektör, girişimci, İTÜ'nün çehresini de değiştirdi ancak bu İngilizce işi olmadı.
 Hiç olmadı. 
%100 Türkçe ve İTÜ kalitesinde istiyorum tüm eğitimi.