bugün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bugün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2012 Çarşamba

20 Mayıs 2012 Pazar

Bugün

Bugün süpermarkette reyonların arasında keşiş kostümlü ve noel baba takma sakallı bir genç dolaşıyordu. Çok ani oldu onu görmem, resmen korktum :) Neden öyleydi acaba?

11 Mayıs 2012 Cuma

bugün

bugün 5 yıllık lisans eğitimimin son ders günüydü

16 Nisan 2012 Pazartesi

telekomünikasyon

Aranabiliyor, ulaşılabiliniyor olmak çok güzel tamam.

Fakat arayamıyor olmak bir o kadar, hatta daha beter kötü.

Askerliğin büyük dezavantajı sanırım bu.

Tuvalete bile telefonla gidiyorum, her daim sesi sonuna kadar açık, aradığında ulaşamazsa çok üzülürüm diye.

Bugün de aramadı daha :(


2 Nisan 2012 Pazartesi

1 Nisan 2012 Pazar

---

Kilitliyor insanı bekleyiş,

Bir şeylerin açıklanmasına bağlı olunca önündeki adımlar, ister istemez başka şeye odaklanmakta güçlük çekiyor insan.

Yarın yarışmanın sonucu açıklanacak mesela, çok umutluyuz ama hiç belli olmaz ki:(

Haftaya Salı Ali'nin askerliğinin uzunluğu, kısalığı, yeri belli olacak. Karnıma ağrılar giriyor. Söylenecek, yapacak hiçbir şey yok ve karnım yanıyor. Zaman yaklaştıkça ağırlaşan bir taş var üstümde.

Üstelik tam açıklandığı gün sınavım olduğu için okula geri dönmek zorundayım, berbat bir durum.

Bu askerlik durumuna bağlı olan evlilik planlarımız da listeyi uzatan detayları içeriyor.


17 Mart 2012 Cumartesi

Bugün

*Bildiğim tüm alışveriş sitelerini taradım

bir cüzdan bulamadım...

*Fizy reklamın cılkını mı çıkarmış ne? Kendi listemin arasına turkcell reklamı sokmak da neyin nesiymiş!


*Bu Zoey Deschanel beni bunalıma sokuyor. En son bi filmini izlediğimde  bu yaşımda ortodonti tedavisi almak istedim, fellik fellik doktor araştırdım. Kıskanç bir insanım, takıntılıyım ben. Hatta ilk kahkul girişimim (o da bu yaşımda) onun yüzünden olmuştu:( 1 sene kahkullere fön çekmekle uğraştm durdum. :(




16 Ocak 2012 Pazartesi

ben öleyim

Kanlıca mantarı, her mevsim her yerde bulunamayan, uzun süreli de muhafaza edilemeyen bir mantardır.


Bundan mütevellit, insanın canı çektimmiydi yapacak birşey yoktur. Şişip kalırsın elin böğründe.


Toplaması bile ayrı zevktir onu ...


Envai çeşit pişirme yöntemi vardır. Her türlüsü güzel olur tabi, ama közün üstünde de bir başka.


oy oy oy oy off, of ah ah anam anam. aman aman..


3 Ekim 2011 Pazartesi

bugün

  • Harika bir hafta sonunun ardından haftaya sert bir giriş yapmam ve staj defterimden kurtulmam gerektiği beynime nakşoldu.
  • Derse gelemeyen hocalarımızın bu durumu bize haber verme zahmetine katlanmamasını bir kez daha anlayamadım. Sınıfı terketmekte zorlandık.
  • Ozon tabakasındaki 2 milyon kilometre kare büyüklüğündeki deliği farketmişler. 
  • Altın nihayet tekrar yükselişte, şuan gramı 99,57 TL görünüyor.
  • Hava açıktı. 
  • Annem tel kırma kursuna başlayacakmış.
  • Milan Kundera'nın Varolmanın dayanılmaz hafifliği beni çok sardı.
  • bir zamanlar anadolu'da ya gitmeyi çok istiyorum ama 14 lira nedir yaa! ayıptır ayıp.
  • Kansızlık mı başladı yoksa grip falan mı olacam bilmiyorum, devamlı uyuma isteği içindeyim. Belki mevsim değişikliği belki de oda arkadaşımın güzel güzel uyuması beni de imrendiriyor.

28 Eylül 2011 Çarşamba

bugün

  • Betonarme projemi dikkatlice ilk defa inceledim. 
  • Staj defterimi yarıladım
  • Annemle babam resmen boşandı
  • Çay içme rekoru kırdım
  • İlk defa kapuska yaptık (çok güzel oldu)
  • Bilgisayarımın kulaklığının bir tarafı bozuldu, fazladan bir tane kulaklığım vardı ama bulamıyorum. Sadece tek kulağın işitebilmesi korkunç bir şey.
  • Balyajın ne kadar pahalı olduğunu bir kere daha farkettim. para ürkütücü ama güzel.

21 Eylül 2011 Çarşamba

bugün

Bugüne kadar nasıl yazım yanlışlıkları arasında kaldığımı word sayesinde staj defterimi yazarken acı biçimde fark ettim. (nasıl cümle bu)
Misalen ben ;

* Klavuz yazıyordum, KILAVUZ muş
*Döküman yazıyordum DOKÜMAN mış
*Misalen yazıyorum ısrarla, galiba MİSAL OLARAK yazmamı istiyor, onda net bir sonuca varamadım henüz.
*Makina yazınca otomatik olarak MAKİNE ye çeviriyor
*Hakediş yazıyorum HAKKEDİŞ olcak diyor, ama bundan kıllandım, yanlış olabilir, tdk da yazmıyor ikisi de garip biçimde

16 Eylül 2011 Cuma

Tırnak içinde

Bugün afiilli filintaları okuyordum. Emrah Serbes i.


Hisler Ansiklopedisi yazısı beni çok şaşırttı.


Hikayede de çok klasik olduğu belirtildiği üzere bir kadın, neden üzgün olduğunu yanındaki gence : “Kadınlar bekliyorlar, güvenebilecekleri bir adam arıyorlar. Sonra da o adamın piçin biri olduğu ortaya çıkıyor. Ve böylece bir kere kırılması gereken kalpleri iki kere kırılıyor.”  


 diye söyledikten sonra oğlana kız arkadaşı olup olmadığını ve onu elinde tutmak istiyorsa eğer, evet kilit öneri ve düşünce şimdi geliyor:

“O zaman onu sürekli suçla,” dedi. “Bazen suçlama sürekli suçla. Suçsuzluğunu kanıtlayamadığı sürece sana kötü davranamaz.”
“Niye öyle yapsın ki?”
“Çünkü kadınlar doğuştan suçlu olduklarına inanmaya yatkındırlar.”
dedi.
Hiç buna benzer bir tez duymamıştım, gerçekten doğru mu bu peki?
Belki kadın olmakla ilgili konularda evet. Belki kendimizi çok sevdiğimizde hayır. 
Sürekli suçlanarak elde tutulmak değil de kadınların doğuştan suçlu olduklarına inanmaya yatkınlığı konusuna evet diyen hislerim var sanırım.

5 Eylül 2011 Pazartesi

Lan?

Sabah akbilimi unutmuşum
"Aylık yükleyecektim ya, döneyim de alayım" dedim.
Gittim aldım, metrodan çıkınca bi baktım sanki akbili bedava dağıtıyorlar, öyle sıra var !
Tam "lan bu sıraya girilir mi" diye karar vermeye çalışıyorum, koskocaman ve de kıpkırmızı yapıştırmışlar yazıyı :
aylık indirimli öğrenci seyehat kartı : 70 TL
Allah razı olsun, çok yardımcı oldular. Hemen metroya inip, makinadan bi 10-20 TL yükleyip gideyim yoluma dedim.
Makinada da akbil gişesini aratmayan bir kuyruk mevcuttu tabi, hiç pratik olamayan ve sırada benden önde olan onlarca güzel insanı bekledim evet.
Neyse koşa koşa otobüs duraklarına koştum, benim her sabah tam zamanında kalkan sevgili otobüsüm bugün sırf ben geç  kaldım diye olsa gerek, tam 35 dakika sonra geldi.
Tam kuyruktaki asabi ahali, açılan kapıdan içeri dalıp basıp gideceğimizi zannederken , şöför önce indi sonra kapıları falan kapadı gitti, lan 5 dk oldu yok, 10 dk oldu yok. Hareket amirliğinde bu kadar ne işi olabilir diye düşünürken, kuyruktaki insanlar falan iyice sinirden saçmalamaya başladılar artık.
Meğer adam işemeye gitmiş, bunu da gayet tabî olarak söylüyor, kendini kaybetmiş ahaliye.
Neyse efenim biz artık bindik, gitmeye çalışıyoruz, tam köprüye girdik vınlıyoruz, ben de o sırada kendimi test ediyor Sezen Aksu'nun "Düğün" şarkısını ağlamadan hıçkırmadan dinlemeye çalışıyorum, arkada amcanın biri bayılmış/fenelaşmış ve koskoca otobüste bir gıdım su yok iyi mi?
Kolonyalı mendilimin bile olmayışına bu sefer de başka bir açıdan hayıflandıktan sonra neyseki adamı kendine getirmişler.
Öğlen yemeğinde de bembeyaz bluzumla ve bir önceki yazımda aldığımı ilan ettiğim eteğe köfte sosu döktüm, o kesin nazardır tabi:)
Akşam özene bezene temizlik malzemeleri alıp, 4 makine çamaşır attım.
 Bütün yıl hayvan gibi çalışan çamaşırhane, bomboş yurtta bir benim çamaşırların yüküne dayanamamış, isyan etmiş. Bir baktım ki, sigortalarını attırmış:( Ben  düğmeyi kaldırıyorum, makinalar çalışıyor, tam gidicem, gene atıyor, rahat 5 kere yaşadım bunu. Eeh!
Baktım bu böyle olmayacak, gittim güzelcene abdestimi aldım, şimdi bir daha deneyeceğim, biz buna orta okulda mı, lise de mi kontrollü deney diyorduk:)
Bi bakıp geleyim o zaman:)

22 Ağustos 2011 Pazartesi

bugün

3 günde canavara dönüşen soğuk algınlığım beni doktora gitmeye teşvik etti
Okulun içinde sağlık merkezi vardı ama ne komiktir ki bir adet eczane/mini eczane gibi bir şey yoktu.
Hem eczane işini görürüm hem de karnımı da doyururum diyerekten Beşiktaş'a gittim.
Not: Bir hastaya en iyi ilaç:



 1- tavuk suyuna çorba  











2- Haşlama  








Diğerlerini başka zaman sayarım artık.:))

Neyse yemeğimi yedim zar zor, kafam zonkluyordu çünkü ilacı da aldım, derhal yurda geri dönmeye çalışıyorum.
Beşiktaş çarşıdan çıkmadım henüz, birkaç liseli ya da liseyi yeni bitirmiş yaşta görünen genç "bir soru sorabilir miyiz? çok kısa dediler" 
ben hayır diyen bakışımı sözle de ifade edecekken,  bir yandan kafam zonklamaya devam ediyor, önümü zor görüyorum.
"UEFA kupasını ilk kaldıran Türk takımını biliyor musunuz?" dediler, 
Soruyu anlamadan " hayır, hiç bilmiyorum" dedim, 
Yanlarından geçerken "5 te 2 oldu abi" dediler
Anladım ki bir iddiaya tutuştular ve kızlara bu soruyu yöneltiyorlar. 
Yanlarından geçtikten sonra ne sorduklarını düşündüm, kimseye hastaydım geçiştirdim demeyecektim elbette, ama keşke gerçeği çarpıtmasaydım dedim kendime, o kadar bihaber değil bu kızlar spordan/futboldan, bilmek zorunda değil kimse elbette ama biliyodum lan!