Ben artık anne oldum.
Anneliğimin ilk günleri açıkçası epey zordu. Gerçekten çok yorucuydu ki o kadar yardım edenimiz olmasına rağmen. Ayşe'yi ilk gördüğüm anda epeyce ağladım. Ne hissettiğimi bilmiyorum, neden ağladığımı da bilmiyorum. Belki de onu bir süre kucağıma alamadığım için, belki doğum istediğim gibi olamadığı için, belki de Ayşe'nin ilk anlarında yanında olamadığım için ağladım. O an aklıma her gelişinde aynı boğaz düğümlenmesi tekrarlanıyor hala :)
Ayşe'yle birbirimizin dilinden anlamamız biraz vaktimizi aldı tabi, ama özetle 2. aydan itibaren aşağı yukarı idare eden bir düzenimiz oluştu gibi. Çok şükür.
Bakım mesele değil, zor ama o kadar zevkli ki.. Onun hele de emerken gözümün içine bakışı, bakarken benim gülüşüme karşılık vermesi, gülmesi sonucu memenin ağzından çıkışıyla tekrar hemencecik memeyi kapması. Emerken çıkardığı sesler. Uykusunu aldığında ve uyanırken beni yanında görmesiyle birden gülüvermesi, gülüverirken yaptığı o utanır gibi hareketler.... Allahım saymakla bitmez gözümdeki o kareler...
Yani nasıl desem, çocuğun ağlamayacağını bilsem seviyorum diye ısıra kopara bitirivericem kızı.
Bazen tutamıyorum ısırıyorum da galiba...
1 Mayıs'ta ücretli iznim bitiyor. Bir karar verme zamanım yaklaşıyor. İş konusu devamlı gündemimizde. Önüme fırsatlar çıkıyor, ben de çalışmak istiyorum zaten, ufaktan evden de başladım zaten çalışmaya. Evet, evden çok verimli olmuyor, iş hayatından hele de kariyerimin bu başlangıç aşamalarında bu kadar kopmamam lazım evet. Evet evet evet....
İşte bu evetlerden çok benim amalarım var galiba.
Ama benim kızım var evde.
Ama benim kızım dada iki buçuk aylık
Ama benim kızım daha emiyor, ek gıda almıyor
Ama ben kızımdan kopamıyorum,
Ama ben kızımsız duramıyorum
Ama ben kızımı bırakıp şimdi işe gidersem hep ağlayacak, üzülecek sanki
Ama ben kızımı bırakıp işe gidersem şimdi bir tarafı eksik kalacak sanki
Ama sanki benden soğuyacak, sanki beni daha az sevecek
Ama sanki sana ihtiyacım yok gibi davranmaya başlayacak bana
Ama sanki benim onun annesi olduğum gerçeği onun sadece ihtiyaçlarını karşılamamla alakalı, bu yüzden bunları gidereni annesi zannedecek.
Ama ben kızımı çok özlerim
Ama sanki o da beni özler ....
Allahım bu nasıl zor bir şeymiş. Bir annenin yavrusundan günün bir süreliğine de olsa ayrılmak zorunda kalması.
Düşündükçe afaganlar basıyor, yumruk yumruk oluyor boğazım. Hani daha kim bakıcaki hangi evde nasıl bakılacak konularına hiç girmiyorum.
Ben çünkü çocuğumu bırakabilmiş değilim daha...
22 Nisan 2014 Salı
31 Ocak 2014 Cuma
Bugün Beklenen Gündü aslında
Bugün tüm gebelik haftası hesaplayıcılarında çıkan, tahmini doğum tarihiniz 31 Ocak yazısının gerçekleştiği gündü. 31 Ocak kısmı geldi çattı ama bizim kızda tık yok.(gerçi hala bir kaç saatlik umut var ).
40 hafta... O bitmek bilmeyen 40 hafta geçip gitti. O kadar uzun sürdü ki... Neredeyse 1 senedir hamileyim.
Sanki karnım hep böyle kalacak. Sanki bu kısıtlamalar sonsuza dek sürecek. Sanki kızım dediğim şey karnımda büyüyüp devamlı beni tepip duran bu varlıktan ibaret kalacak. Annelik mertebesine çok yakın sayılmama rağmen kafa olarak hala çoooook uzağım bir bebek sahibi olmaya. Ne kadar hazırlanmış olursam olayım. Ne kadar hevesle istekle özveriyle beklemiş olursam olayım sanırım doğurmadan onu kucağıma almadan anlayamayacağım.
Şu an bile acaba geliyo mu dedirten acılarım var ama artık inanmıyorum bizimkine, hep kandırıyor beni. Heh diyorum bu sefer geliyor galiba, banyo yapıyorum, çantaları kontrol ediyorum, kendimi yokluyorum bir bakmışım geçmiş o ağrılar sancılar.
Son bir aydır "hala" doğurmamış olmanın haberini veriyorum devamlı olarak HERKESE. Hele benim gibi sabırsız bir insan için ne kadar da zor bu kadar beklemek ve HERKESle beraber beklemek. Sırf sabırsızlık da değil, türlü türlü ihtimaller kafada dönüp duruyor. Hala normal doğum için bir sakınca görünmemekle birlikte nedense hep son dakka bir sıkıntı yaşanacakmış hissi hevesimi, heyecanımı kursağımda bırakıyor. Şu son günlerimi kafam rahat geçiremiyorum. Hepimiz istiyoruz doğsun, ama doğsun diye söylenen sözlerin tümünden artık nefret ettim, kendiminkilerden de.
Hele hele ne kadar da alınganlaştım anlatamam. Bir haftadan beri iyi gibiyim ama bariz kafama her şeyi takar ve zır zır ağlar oldum devamlı. Bebekle ilgili öğrenmek amaçlı kitaplar yazılar okudukça o kadar titizlenmeye başladım ki, bir baktım psikopata bağlamışım artık, romanlarıma geri döndüm tekrar.
(şu an müthiş tekmeler yiyorum, anladı bizimki dedikodusunu yaptığımı, ya da Sezen şarkısına yapılan tezahuratlar bunlar)
Çok şükür tabi, sağ sağlim bu safhalara kadar geldik, bu da çok önemli bir şey. Ama ben hayatımla ilgili böyle dönüm noktalarında zamanı durduran bir insanım. Geçmez o dönüm noktası bir tüllah, daha da uzar gider. Yeni okula başlayacağım zamanlar, evlilikle ilgili tüm süreçler...
Kızım, seni görüp kucağıma alıp emzirmeyi o kadar istiyorum ki, bu müthiş süreç bile bana ne kadar zor gelmiş. Sen gelmedikçe ben bu süreci saymıyorum. Ben sonuca odaklı bir insanım be yavrum, ölüyorum artık seni görmek için. Nasıl birşeysin, kimsin çok merak ediyorum.
40 hafta... O bitmek bilmeyen 40 hafta geçip gitti. O kadar uzun sürdü ki... Neredeyse 1 senedir hamileyim.
Sanki karnım hep böyle kalacak. Sanki bu kısıtlamalar sonsuza dek sürecek. Sanki kızım dediğim şey karnımda büyüyüp devamlı beni tepip duran bu varlıktan ibaret kalacak. Annelik mertebesine çok yakın sayılmama rağmen kafa olarak hala çoooook uzağım bir bebek sahibi olmaya. Ne kadar hazırlanmış olursam olayım. Ne kadar hevesle istekle özveriyle beklemiş olursam olayım sanırım doğurmadan onu kucağıma almadan anlayamayacağım.
Şu an bile acaba geliyo mu dedirten acılarım var ama artık inanmıyorum bizimkine, hep kandırıyor beni. Heh diyorum bu sefer geliyor galiba, banyo yapıyorum, çantaları kontrol ediyorum, kendimi yokluyorum bir bakmışım geçmiş o ağrılar sancılar.
Son bir aydır "hala" doğurmamış olmanın haberini veriyorum devamlı olarak HERKESE. Hele benim gibi sabırsız bir insan için ne kadar da zor bu kadar beklemek ve HERKESle beraber beklemek. Sırf sabırsızlık da değil, türlü türlü ihtimaller kafada dönüp duruyor. Hala normal doğum için bir sakınca görünmemekle birlikte nedense hep son dakka bir sıkıntı yaşanacakmış hissi hevesimi, heyecanımı kursağımda bırakıyor. Şu son günlerimi kafam rahat geçiremiyorum. Hepimiz istiyoruz doğsun, ama doğsun diye söylenen sözlerin tümünden artık nefret ettim, kendiminkilerden de.
Hele hele ne kadar da alınganlaştım anlatamam. Bir haftadan beri iyi gibiyim ama bariz kafama her şeyi takar ve zır zır ağlar oldum devamlı. Bebekle ilgili öğrenmek amaçlı kitaplar yazılar okudukça o kadar titizlenmeye başladım ki, bir baktım psikopata bağlamışım artık, romanlarıma geri döndüm tekrar.
(şu an müthiş tekmeler yiyorum, anladı bizimki dedikodusunu yaptığımı, ya da Sezen şarkısına yapılan tezahuratlar bunlar)
Çok şükür tabi, sağ sağlim bu safhalara kadar geldik, bu da çok önemli bir şey. Ama ben hayatımla ilgili böyle dönüm noktalarında zamanı durduran bir insanım. Geçmez o dönüm noktası bir tüllah, daha da uzar gider. Yeni okula başlayacağım zamanlar, evlilikle ilgili tüm süreçler...
Kızım, seni görüp kucağıma alıp emzirmeyi o kadar istiyorum ki, bu müthiş süreç bile bana ne kadar zor gelmiş. Sen gelmedikçe ben bu süreci saymıyorum. Ben sonuca odaklı bir insanım be yavrum, ölüyorum artık seni görmek için. Nasıl birşeysin, kimsin çok merak ediyorum.
8 Ocak 2014 Çarşamba
Autocad 'te bir takım işaretler nasıl yazılır
Altı çizgili text (Textin başına konulacak): %%U
ø işareti : %%C
± işareti : %%P
° işareti : %%D
Delta karakteri : \u0394
23 Aralık 2013 Pazartesi
Azraili beklerken (Poulet aux prunes) 2011
Senaryo: Vincent Paronnaud, Marjane Satrapi
Oyuncular: Mathieu Amalric, Edouard Baer, Maria de Medeiros
IMDB: 7/10
Bence: 7,7/10
Peynirli tuzlu kurabiye
Evde atıştırmalık ikramlık bir şeyler bulunsun dedim. Ama yoğun ısrarlara rağmen poğaça yerine peynirli tuzlu kurabiye tarifi aramaya karar verdim. www.nefisyemektarifleri.com adlı siteden bir tarif buldum. Uyguladım gayet de istediğim gibi oldu, çok da kısa sürüyor. Tavsiye ederim.
Malzemeler
Malzemeler
- 1 yumurta
- 2,5su bardağı un
- 5 yemek kaşığı yoğurt
- yarım çay bardağı sıvı yağ
- 60 gram tereyağı (yumuşamış)
- 1 paket kabartma tozu
- 1 tatlı kaşığı tuz
- çörek otu
Hazırlanışı
2 su bardağı unu yoğurma kabına alarak üzerine yumurta, yoğurt, sıvı yağı, tereyağı, kabartma tozu ve unu ilave edin.
Malzemeler karışınca kalan unu da azar azar ekleyerek yoğurmaya devam edin. Hamur yumuşak ve ele yapışmayan bir kıvama geldiğinde ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak elinizde yuvarlayıp ortasına bastırarak peynir koyacak yeri yapın ve bir parça peyniri koyup, hamuru kapatıp yuvarlayıp yağladığınız (ben yağlı kağıt koydum) tepsiye dizmeye başlayın, en son 1 yumurtanın sarısını sürüp çörek otu serpiştirdikten sonra ( bende çörek otu yoktu) 170 derecede 20-25 dk pişirin. Afiyet olsun
22 Kasım 2013 Cuma
BETÜL MARDİN...
Betül Mardin'den kadınlara öğütler
1) Her sabah spor yapacaksın. Günaşırı filan değil evladım. Her sabah.
2)Hep çalışacaksın. Üreteceksin.Beynin meşgul olacak, hep koşturman gereken işler olacak.
3)Günceli takip edeceksin, haber izle, dergi, kitap gazete oku. Gündemi yakala. Her konuda kendini update et. Yeni çıkan kitapları da bil, yeni çıkan lokantaları da, bu sene moda olan renkleri de.
4) Evlilik ise şart değil, kafanı takma. Gerekli de değil, hatta şöyle söyleyeyim: One problem less! (Bir problem eksik)
5) Çocuk meselesine gelince...Ha işte burada akan sular duruyor. Yapabiliyorsan yap. Birini bu kadar çok sevmek, sorumluluğunu taşımak sadece onu değil seni de mutlu eder. Doğurmayacaksan, evlat edin. O zaman da senin çocuğun değişen bir şey yok. Evlat edinmeyeceksen de manevi çocuğun olsun, birini okut, geleceğini şekillendirmesinde yardımcı ol.
6) Günde bir kere et ye. Mutlaka her öğün sebze ve meyve ye. Kusura bakma, ben tatlı severim. Tatlıdan uzak dur diyemeyeceğim.
7) Ölümden sonra yaşamak istiyorsan günlük tut. O küçük notlar hem kendi hayatının tanıklığı, hem de yarına kalan bir bilgi kaynağı. Mesela benim babam, hiç düşünmeden 60 sene boyunca her gün Ece Ajandası'na o gün olanları yazmış. Hala açıp okuyorum ve çok faydalanıyorum.
8) Olumlu olacaksın.
9) Bazı şeyleri kabul edeceksin. Bütün kadınların seni sevmesine imkan yok! Demek ki bazı kadınlara dikkat edeceksin.
10) Erkeklere gelince aynı anda bir kaçını sevmeyeceksin. Ama onların böyle bir yeteneği ve şerefsizliği olduğunu bileceksin!
26 Eylül 2013 Perşembe
PERDELER NASIL OLACAK?
Önümüzdeki hafta büyük bir ihtimalle taşınıyoruz,
Perdeler olduğu gibi yenilenecek, çok mutluyum bu yüzden. Ancak bu perde kullanım çeşitleri de beni düşüncelere boğdu!
Kullanım tiplerine bir bakalım:
1) Jaluzi + Kumaş Perde
Perdeler olduğu gibi yenilenecek, çok mutluyum bu yüzden. Ancak bu perde kullanım çeşitleri de beni düşüncelere boğdu!
Kullanım tiplerine bir bakalım:
1) Jaluzi + Kumaş Perde
2)Rulo +Kumaş perde
3)Stor + Kumaş Perde
17 Eylül 2013 Salı
sap2000 v15.1.0 lokal eksen renkleri
Eski versiyonlarıyla belki farklılık gösterebilir. Ben devamlı unuttuğum için bir kenarda dursun diye buraya eklemek istedim. Versiyon 15.1.0 için lokal eksen renkleri bunlar
16 Eylül 2013 Pazartesi
15 Eylül 2013 Pazar
Geniz Akıntısı
Normalde az da olsa hep var olan olan ama bu 2 gündür müthiş artış gösteren geniz akıntım beni o kadar rahatsız etmeye başladı ki, araştırmalara başladım sabahın 4 buçuğunda uyanıp.
En baştaki karbonatlı tuzlu suyu yaptım ve genzimden de akıttım. Ama başım ağrıyor şu an. Öğleden sonra bir kbb uzmanına randevu aldım.
Mevcut geniz akıntım fizyolojik ve yapısal bozuklukların haricinde genel olarak
Alerjik bir reaksiyon olabilirmiş, sinüzit olabilirmiş, miş oğlu miş..
ağırlıklı olarak www.sinuzit.gen.tr adresinden öğrendiklerim
Geniz akıntısını artıran sebepler nelerdir?
• Soluduğumuz havadaki toz, duman gibi parçacıkların fazlalığı.
• Süt ürünleri. Hassas bünyelerde süt ve süt ürünleri geniz akıntısını artırabilir.
• Kuru havalı ortamlarda uzun süre vakit geçirmek. Özellikle plaza ve rezidans gibi yerlerde hava kurudur.
• Sigara kullanımı. Sigara hem geniz akıntısını artırır hem de akıntıyı taşıyan silyaların fonksiyonunu bozar.
• Alkol ve kafein içeren içecekler.
• Nezle, grip ve sinüzitte geniz akıntısı artar.
• Gebelik ve doğum kontrol hapları kullanımı da geniz akıntısını artırır.
Fazla geniz akıntımı azaltmak için neler yapabilirim?
• Günlük sıvı tüketimini artırmalısınız. Özellikle sıcak bitkisel çaylar faydalıdır. Sıcak içecekleri tüketirken buharını da solumanız faydalı olacaktır.
• Burnunuzu düzenli olarak tuzlu su ile yıkayın. Tuzlu suyu evde kendiniz hazırlayabilirsiniz.
• Bunun için bir litre kaynamış soğumuş suyun içine bir tatlı kaşığı tuz ve karbonat katıp karıştırmanız yeterlidir. Hazırladığınız bu suyu bol bol burnunuza çekebilirsiniz.
• Akıntı sebebi sinüzit ise muhakkak bir kulak burun boğaz doktorunu ziyaret edip tedavi olun.
• Alerjiniz varsa tedavi olun.
• Alkol, sigara ve kafeinli içeceklerden uzak durun.
• Plaza veya rezidans yaşamınız varsa burun nemlendirici kremlerden kullanın.
Sonra bu videoları buldum:
http://www.howcast.com/videos/164292-How-to-Use-a-Neti-Pot
http://www.youtube.com/watch?v=j8sDIbRAXlg
http://www.youtube.com/watch?v=j8sDIbRAXlg
Sonra bu yazıları buldum:
"burnun duzenli olarak temizlenmesi.
tanimlamasi kolay olsa da, cogu kisi tarafindan onemsenmeyen hatta yok sayilan bir kisisel bakim turu. nasil yapilacagina gecmeden once kendi tecrubelerimden bahsetmek istiyorum.
kendimi bildim bileli solunum yollarimda problem var; burun kemigi egriligi, geniz akintisi, alerji, sinuzit ve kisin gecmek bilmeyen nezle. bu sorunlarla karsilan herkes gibi ben de antibiyotikler, kremler, burun spreyleri ve oksuruk suruplari kullandim. hicbiri gercek anlamda sorunlarimi cozemedi; farial, otrivine ve flixonase gibi ilaclar ise yariyordu ama surekli kullanilamadiklari icin sagladiklari cozum gecici oluyordu. antibiyotikler burundaki enfeksyonu temizliyor fakat sonrasindaki oksuruk krizlerine care olamiyordu. bazi spreyler burun icindeki kilcal damarlari zayiflatiyor ve hic olmadik zamalarda burun kanamalarina neden oluyordu. yani ozetle kis geldiginde yasam cekilmez oluyordu.
gecen sene, hayatimi iskenceye ceviren sorunu cozmeye karar verdim. internette gecen uzun saatler sonucunda, insanlarin tecrubelerinde ozellikle duzenli burun temizliginden bahsettiklerini farkettim. cozum gercekten bu kadar kolay olabilir miydi?
denemeye karar verdim ve duzenli burun temizligine basladim. ilk haftalar dogru karisimi elde etme cabalariyla gecti buna ragmen nefes alisim rahatladi. iki-uc haftaya burnum tamamen acildi ve o zamandan beri hic burun tikanikligi yasamadim. kesfettigim seyi cevremdeki diger insanlara anlattigimda, yapilir mi veya ugrasilir mi gibi tepkiler aliyorum. ama inanin yapilir ve bu sorunun tek cozumu bu.
burada tarif edilen seyleri yapmadan once lutfen doktorunuza danisin, herhangi bir ters etkilesime veya alerjiye neden olmak istemem. tahmin edebileceginiz gibi cozum kolay ve keyifli degil, hatta tam tersi zor ve aci verici. bu nedenden dolayi da yaygin bir sekilde uygulanmiyor. yillardir bilinen bir yontemi kullanacagiz: burna ilik tuzlu su cekmek.
piyasada satilan sterimar isimli bir sprey var, ayni isi yapiyor gibi gorunse de, kendi tecrubemde bu sprey'in iki dezavantajini gordum. birincisi spreyin soguk olmasi; bu burun icinde garip bir gidiklanmaya neden oluyor ve burnun icinde katilasmis sumugu, sicak su kadar etkili yumusatamiyor. ikincisi, tam bir dezavantaj olmasa da, sprey'in tuz oraninin az olusu, ayrica burna sprey olarak sikildigi icin cok az bir miktarin kullanilmasi. karsilastirma olarak, burna cektiginiz bir avuc tuzlu su, bir kutu spreyden cok daha etkili oluyor. yine de eger kullanmadiysaniz, bahsedecegim cozumden once bu spreyi deneyebilirsiniz.
ideal tuzlu su tarifi soyle:
oncelikle deniz veya okyanus suyundan uretilmis, iyotsuz tuz bulmaniz gerekiyor. normal tuzdan biraz daha pahali oluyor, toz gibi degil pul biber gibi parca parca oluyor. iyotlu sofra tuzu kullanmayin, bu tuzun az bir miktari bile burnu cok feci yakar. ayrica gerekli tuz miktarini kullanamadiginiz icin burnunuzu da acamazsiniz.
ilk defa yapacaginizi varsayarsak, su bardagina bir cay kasigi deniz tuzu koymaniz yeterli olacaktir. ekleyeceginiz suyun sicakligi onemli, elinizin disini rahatsiz etmeyecek kadar sicak/ilik olmali. yani tam olarak ilik/sicak arasi. ilik olursa burna cekince soguk gelecektir, sicak olursa da burnunuzu yakacaktir. ilk gunlerde biraz daha ilik tarafta kalin, cunku tuz burnunuzu yeterince yakacak.
tuzu koyup, ilik suyu uzerine ekledik. simdi en zor bolum geldi, suyu burna cekmek. bardaktan bir avucu dolduracak kadar su alin ve burnunuza goturun burda ogrenmeniz gereken; suyu burnunuzun derinliklerine cektiginizde cigerlerinize degil, genzinizden gecip agziniza geldigi. tabii cok cok hizli cekerseniz cigerlere gitme ihtimali var, olay suyu spreye donusturmeden cekmek. biliyorum cok zor ama tuzlu suyu genzinize kadar cekmeniz gerekiyor, ilk denemede buyuk ihtimal yapamayacaksiniz ama zamanla uzmanlasacak ve su icmek kadar rahat bir refleksle yapabilir hale geleceksiniz.
bir de eger ilk defa yapiyorsaniz, burnunuz buyuk ihtimal tikalidir. bu isleri biraz daha karisik hale getiriyor. suyu ilk defa cekip sumkurunce baya bir kati akinti gelmeli. bu noktada cok derine cekmenize de gerek yok, once onleri acacagiz, arkalari acmak biraz daha uzmanlik gerektiriyor.
comezlik donemlerini atlatip, burnun on kisimlarini temizleyince daha zor olan arka taraflara ve sinuslere gececegiz. bu kanallara cekilen tuzlu su on taraflara gore cok daha fazla aci veriyor ama dayanmaniz lazim. tuzlu suyu burundan sinuslere oradan genize cekip tutmaniz gerekiyor, ben 10-20 saniye tutuyorum. bu arada icinizden butun kufurleri edebilirsiniz, ama suyu birakmamaniz gerekiyor. sonrasindaki rahatlik icin biraz dayanmalisiniz. bunu 3-4 defa yapmaniz yeterli olacaktir. sonrasinda burnunuza temiz su cekmeyin, durulama icin baska bir yontem kullanacagiz.
tuzlu su cekme fasli bittikten sonra burnunuz kisa bir sure akacak sonrasinda ise akamadigini farkedeceksiniz, bu noktada fazladan suya ihtiyacimiz var. iste durulamayi da boyle yapacagiz, tuzlu su cektikten sonra 3-5 bardak su icmeniz gerekiyor. ilginc bir sekilde su ictikten sonra burnunuzun saril saril aktigini goreceksiniz.
simdi gelelim isin puf noktalarina:
- kesinlikle ama kesinlikle yatmadan once yapmayin. tuzlu su tedavisinden sonra burnunuz bir saat akacak, eger bunu yapip yatarsaniz oksurukten bogulursunuz.
- tuzlu su cektikten sonra su icmek cok onemli, su icmezseniz burnunuz deli gibi kasinacaktir.
- sudaki tuz orani arttikca, karisimin burnu temizleme gucu de artar. tuz miktarini fazla abartmayin ama unutmayin burnumuzun yanmasi gerekiyor. aci yoksa sonrasinda rahatlama da yok.
- en onemlisi bunu bir aliskanlik haline getirmeniz gerekiyor. ilk zamanlar gunde iki kere yaparken sonrasinda gunde bir kereye dusurebilirsiniz. burnunuz acikken bile bu temizligi yapacaksiniz, ozellikle de kisin -en az- iki gunde bir bu temizlik yapilmali.
bonus olarak, tuzlu su sihirli bir sekilde burun kanamasina da iyi geliyor. tedaviye basladigimdan beri hic kanama yasamadim. yine de eger burnunuz beklenmedik bir sekilde kanarsa tuzlu su cekmeyi birakin, bilmediginiz ters bir etkilesim yasiyor olabilirsiniz. mutlaka doktorunuza basvurun.
sonucta ne oluyor; tuzlu su ile temizlenen burun, rahat bir sekilde akiyor ve icinde enfeksyon uretici maddelerin birikmesi engelleniyor. ayrica burun one dogru akabildigi icin geniz akintisi azaliyor. otomatik olarka oksuruk de kesiliyor. iste nezlesiz, geniz akintisiz ve oksuruksuz huzurlu bir yasam hepsi gunde bes dakika ayiracagimiz kucuk bir burun temizligi sayesinde."
" bir bardak ılık suya bir çay kaşığı tuz, yarım çay kaşığı karbonat atıp karıştırarak suyun içinde eritiyoruz. bu karışımı 20 ml.lik enjektöre çekiyoruz (iğnesi olmayacak tabi ki). sonra kafamıza şu pozisyonu verip, enjektördeki karışımı burun deliklerimizden taşana kadar zerk ediyoruz (burnun yapısı u tube gibi olduğundan bir delikten dökülen su öbürüne de gider. bu pozisyonda bir dakika kadar bekledikten sonra (tabi bu arada genzi kapalı tutmak, burundaki suyu yutmamak lazım) kafamızı lavaboya sokup burnumuzdaki suyu boşaltıyoruz. su boşaldıktan sonra burnumuzdan hafif hafif ve kesik kesik hava üflüyoruz, ayı gibi sümkürmüyoruz. yumuşamış olan pislik akmaya başlayacaktır. sonrasında enjektörle yaptığımız muameleyi bir (veya gerekirse birkaç) kere daha tekrar edip durulama işlemini yapıyoruz. burnumuz beş on dakika aktıktan sonra kuruyor, tuzun ve karbonatın etkisiyle konkalarımız küçülüyor. akabinde rahat bir nefes, temiz bir uyku."
12 Eylül 2013 Perşembe
Hamile yastığı
20. hafta gelip çatınca artık rahat uyuyamama şikayetlerim de arttı. Yan yatıyorum tavsiye edildiği gibi ancak artık yan dönünce ve bir destek koymazsam yırtılma gibi bir his oluşmaya başladı. E ben dönünce hop çocuk da yer çekiminin etkisiyle karnımı aşağı çağırıyor. E yastık büyük geliyor ve yatağın önemli bir kısmını kaplıyor, zaten bir bakıyorum bir süre sonra yataktan düşmüş oluyor. Geceleri 40 defa uyanınca da sabah berbat kalkıyorum/kalkamıyorum.
Hamile yastığı diye bir şey varmış meğersem. Onun da bir sürü çeşidi varmış ama araştırdım soruşturdum ve buna karar verdim.
http://www.hamileyastigi.com/bilgi.php?id=2
Not: Linkini verdiğim siteden ne yazık ki sipariş verilemiyor. Site kısa bir süreliğine sipariş alımını durdurduk diye uyarı veriyor:(
Gittigidiyor'dan şu ürünü aldım ve dün geldi. Zaten uykusuzdum hemen üstünde uyuyakalmışım:D
yastığımın üstüne koyduktan sonra kbb doktorumun da dediği gibi kafa bölgem daha yukarıda olunca rahat ettim ama sabah biraz boynum ağrımış uyandım. Bu kadar yükseltmeye alışık değilim.
Sonuç olarak hamile yastığını kutsuyorum. Bel ve karın bölgem çok rahat etti. Bence gayet çok gerekli bir ürün olmuş!
Not2:bu yastığı alıyorsanız yatakta 3 kişi olacağınızı farzedin, ben 3 kişi rahatsız oldum ve tekrar normal bir yastığı bacaklarımın arasına alarak devam ediyorum. 32. Haftadayım şuan ve çok da sıkıntı yaşamıyorum.
NOT3: Şu an 34. haftadayım,bu yastıkla yatılmıyor, yatakta 3 kişi olmayı bir kenara attım, kol uyuşmasına engel olamıyorum, ve boyun ağrımasına da. Sırtımı desteklemesi, bacak aramı yeterince yükseltmesine bir diyeceğim yok. Şimdiki aklım olsa almazdım diyorum.
Hamile yastığı diye bir şey varmış meğersem. Onun da bir sürü çeşidi varmış ama araştırdım soruşturdum ve buna karar verdim.
http://www.hamileyastigi.com/bilgi.php?id=2
Gittigidiyor'dan şu ürünü aldım ve dün geldi. Zaten uykusuzdum hemen üstünde uyuyakalmışım:D
yastığımın üstüne koyduktan sonra kbb doktorumun da dediği gibi kafa bölgem daha yukarıda olunca rahat ettim ama sabah biraz boynum ağrımış uyandım. Bu kadar yükseltmeye alışık değilim.
Sonuç olarak hamile yastığını kutsuyorum. Bel ve karın bölgem çok rahat etti. Bence gayet çok gerekli bir ürün olmuş!
Not2:bu yastığı alıyorsanız yatakta 3 kişi olacağınızı farzedin, ben 3 kişi rahatsız oldum ve tekrar normal bir yastığı bacaklarımın arasına alarak devam ediyorum. 32. Haftadayım şuan ve çok da sıkıntı yaşamıyorum.
NOT3: Şu an 34. haftadayım,bu yastıkla yatılmıyor, yatakta 3 kişi olmayı bir kenara attım, kol uyuşmasına engel olamıyorum, ve boyun ağrımasına da. Sırtımı desteklemesi, bacak aramı yeterince yükseltmesine bir diyeceğim yok. Şimdiki aklım olsa almazdım diyorum.
Bebek için Alışveriş Listesi
Bizim kız 5 aylık oldu,
Artık en gerekli ve pratik çözümlerden başlamak üzere ufak ufak liste yapmaya başlayabiliriz.
1) Wrap Sling
Okudum, araştırdım, sordum soruşturdum gayet rahat ve güvenli bir bebek taşıma aracı olduğuna kanaat getirdim. En azından kesinlikle deneyeceğim.
Bunu beğendim, Ürünün altında nasıl kullanılacağı da videolarla gösteriliyor.
http://www.tuniko.com/Boba-Wrap-Sling-Stardust,PR-323627.html
Bir blogda da şöyle bir yazı var...
Bir tane de blogcuanne'den
2) Hava Nemlendirici
Artık en gerekli ve pratik çözümlerden başlamak üzere ufak ufak liste yapmaya başlayabiliriz.
1) Wrap Sling
Okudum, araştırdım, sordum soruşturdum gayet rahat ve güvenli bir bebek taşıma aracı olduğuna kanaat getirdim. En azından kesinlikle deneyeceğim.
Bunu beğendim, Ürünün altında nasıl kullanılacağı da videolarla gösteriliyor.
http://www.tuniko.com/Boba-Wrap-Sling-Stardust,PR-323627.html
Bir blogda da şöyle bir yazı var...
Bir tane de blogcuanne'den
2) Hava Nemlendirici
10 Eylül 2013 Salı
İKEAAAAAAA
İkea'nın 2014 kataloğu tv reklamlarından da göreceğiniz üzere çıkmış. Özellikle yeni perdeler ve halılar, hele de koltuklar beni benden aldı. Ama ikea deyince o ıvır zıvırlar yok mu o ıvır zıvırlar. Rengarenk, tarz mı tarz, nolur benim olsun dedirten o ıvır zıvırlar. Hepsini istiyorum evet. hepsini.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














